KıraçWEB Forumları'na hoşgeldiniz. Bu forumu ilk ziyaretiniz ise bilmeniz gereken önemli konuları burada bulabilirsiniz.

Türkü Hikayeleri

Sayfa Önceki  1, 2, 3  Sonraki
 
KıraçWEB Forumları » Müzik Genel
Yazar Mesaj
Sonsuza_Kadar
KW Yazar
KW Yazar

Mesajlar: 2923
Kayıt Tarihi:
26 Şubat 2006

MesajTarih: Pzr Hzr 08, 2008 10:54 pm    Mesaj konusu: Ynt: Türkü Hikayeleri

Hekimoğlu

Ordu dolaylarında yaşayan Hekimoğlu, yoksul bir ailenin çocuğudur. Üstelik yoksul bir anneden başka hiç kimsesi yok. Çevresinde dürüstlüğü, akıllılığı ve yiğitliğiyle tanınan bir gençtir.

Yörede egemenlik kurmuş bir Gürcü Beyi vardır. Bu Gürcü Beyi, Ayşa adında güzel ve narin bir kızla sözlüdür. Ne ki, bu kız Gürcü Beyini sevmemekte, Hekimoğlu´na bağlanmıştır. Bu, dostlukla, arkadaşlıkla karışık bir sevgidir. Üstelik Hekimoğlu´yla görüşmeye başlamıştır.

İşte Bey, iki gencin ilişkisinin bu noktaya vardığını duyar duymaz Hekimoğlu´na düşman olur ve ona savaş açar. Hekimoğlu´yla teke tek görüşüp, hesaplaşmayı önerir; bir de yer belirtir. Hekimoğlu, gözüpek, mert bir gençtir. Aynalı mavzerini kuşanıp, tek başına buluşma; yerine gider. Gitmeye gider ama, Bey sözünde durmamış adamlarıyla gelmiştir. Üstelik adamlarından biri, buluşma yerine varır varmaz, sabırsızlanıp Hekimoğlu´nu yaylım ateşine tutar. Ötekiler de çevresini sararlar. Hekimoğlu´yla Beyin adamları arasında yaman bir çatışma olur. Hekimoğlu, çatışma sonunda çemberi yararak kurtulur. Olaydan hemen sonra, Bolu da tek başına yaşayan anasının yanına gider. Anasına durumu anlatır ve artık şehir yerinde duramayacağını bildirir. Anasıyla helallaşıp, yanına Mehmet adlı iki amca oğlunu alarak dağa çıkar. Çıkış bu çıkış ve ölünceye kadar Hekimoğlu artık dağdadır.

Hekimoğlu´nun dağa çıkış nedenini ve biçimini bilen, duyan yöre köylüleri kendisine kucak açarlar. Onun mertliği, yiğitliği ve doğru sözlülüğü köylüleri daha da etkiler ve her açıdan kendisine yardım ederler. Özellikle yoksul köylülerle dostluk kurar, zenginlerden aldıklarıyla onlara yardım eder.

Hekimoğlu, artık Gürcü Beyinin korkulu düşü olmuştur. Bu yüzden Bey,
kendisini sürekli jandarmaya şikayet eder ve kesintisiz izletir. Hekimoğlu´nu ihbar etmeleri için çeşitli yörelerde adamlar tutar. Fakat halk koruduğu için, Hekimoğlu´nu bir türlü ele geçiremezler.

Hatta bir defasında, Beyin adamlarından birinin ihbarı üzerine Hekimoğlu´nun kaldığı evi jandarmalar basıyorlar. Bütün çevre kuşatılmıştır. Evin altında bir fırın vardır. Hekimoğlu fırıncının yardımıyla fırının ekmek pişirilen yerini arkadan delip kaçmayı başarır.

Hekimoğlu, kaçmaya kaçıyor ama, Beyin, iki amca oğlunu öldürttüğünü haber alıyor ve doğru Çiftlice köyüne iniyor. Gittiği ev muhtarın evidir. Bu Muhtar, Hekimoğlu´ndan yana görünüyor, oysa gerçekte Beyin adamıdır ve onunla

işbirliği içindedir. Nitekim adamlarından biri aracılığıyla ihbarda bulunur ve Hekimoğlu jandarmalarca sarılır. Hekimoğlu, Muhtarın <<puştluğu>> yüzünden kıstırılmıştır. Büyük bir çatışma çıkar taraflar arasında. Adeta namlular kurşun kusmaktadır. Özetle <<yaman cenk>> olur orada.

Olayın sonucuna ilişkin iki söylenti var halk arasında :

1-Hekimoğlu, çatışma sırasında. çemberi yarıyorsa da, aldığı yaralar yüzünden fazla uzaklaşamadan ölüyor.

2 -Atına atlıyor, elini karın bölgesinden aldığı yaralara basarak Ordu´ya kadar geliyor ve burada ölüyor.

Hekimoğlu, tipik bir <<erdemli başkaldırıcı>> örneğidir. Haklı bir nedenle dağa çıkıyor. Mertliği, yiğitliği ve iyilikseverliğiyle halk arasında büyük ün yapıyor. Yoksulların dostu, onları ezen varsılların düşmanıdır.

Hekimoğlu denince, hemen akla gelen bir özelliği de <<aynalı martini>> dir. Hekimoğlu Türküsü´nde geçen ve kendisinin adıyla özdeşleşen <<aynalı martin>> in özelliği şudur. Hekimoğlu, özel olarak yaptırdığı mavzerinin üstüne bir ayna taktırıyor. Çatışmaya girdiğinde, bu aynayı: düşmanının gözüne tutarak, gözünün kamaşmasına, dolayısıyla hedefini şaşırmasına yol açıyor.
Bu yüzden Hekimoğlu´nun, adı, Hekimoğlu´nun adı "aynalı martin" le özdeşleşmiştir

Hekimoğlu derler
Benim aslıma
Aynalı martini yaptırdım da narinim
Kendi neslime

Konaklar yaptırdım
Mermer direkli
Hekimoğlu geliyor da narinim
Arslan yürekli

Konaklar yaptırdım
Döşedemedim
Ünye Fatsa bir oldu da narinim
Baş edemedim

Ünye Fatsa arası
Ordu da kuruldu
Hekimoğlu dediğin de narinim
o da vuruldu...


________________________________________
Güneşin aynasında ben.Bende bir bir düş sonsuza kadar ;)
 





Tarih: Pzr Hzr 08, 2008 10:54 pm    Mesaj konusu: Ynt: Türkü Hikayeleri

Sonsuza_Kadar
KW Yazar
KW Yazar

Mesajlar: 2923
Kayıt Tarihi:
26 Şubat 2006

MesajTarih: Pzr Hzr 08, 2008 10:55 pm    Mesaj konusu: Ynt: Türkü Hikayeleri

Gesi Bağları Türküsünün hikayesi;

Kayseride annesi ile yasayan genc kız Kayseri iline baglı gesi kasabasına gelin gider ozamanın sartlarında ulasım zor oldugu için genç kız kayseriye gidip gelemez ve annesine olan özlemi onu cok üzer kocası vurdum duymaz gamsız birisidir genc kızla hic ilgilenmez kaynana ise despot ve kötü birisidir geline yapmadık eziyet bırakmaz aradan zaman gecer ve bir cocukları olur cocuğu ile avunmaya çalışır ama nafile annesine olan özlemi birtürlü dinmemistir annesinden hic haber alamadıgı için cok üzülmektedir.aylar yıllar geçer ve kötü haber gelir annesinin öldügünü ögrenen gelin üzüntüsünden gesinin güzel bagları arasında hem aglar hem de gesibagları türküsünü söyleye söyleye dolaşır durur.türkünün bilinen 64 beyiti derlenmiştir. Kaynak: Ahmet Gazi Ayhan

(Of) Gesi Bağları'nda Dolanıyorum
Yitirdiğim Yarimi Aman Aranıyorum
Bir Çift Selamına Güveniyorum

Gel Otur Yanıma Hallerimi Söyleyim
Halimden Bilmiyor Ben O Yari Neyleyim

(Of) Gesi Bağları'ndan Gelsin Geçilsin
Kurulsun Masalar Rakı Konyak İçilsin
Herkes Sevdiğini Alsın Seçilsin

Atma Anam Atma Şu Dağların Ardına
Kimseler Yanmasın Anam Yansın Derdime

(Of) Gesi Bağları'nda Üç Top Gülüm Var
Hey Allah'tan Korkmaz Sana Bana Ölüm Var
Ölüm Varsa Şu Dünyada Zulüm Var

Gel Otur Yanıma Hallerimi Söyleyim
Halimden Bilmiyor Ben O Yari Neyleyim

Kaynak: Ahmet Gazi Ayhan
Yöre: Kayseri


________________________________________
Güneşin aynasında ben.Bende bir bir düş sonsuza kadar ;)
Sonsuza_Kadar
KW Yazar
KW Yazar

Mesajlar: 2923
Kayıt Tarihi:
26 Şubat 2006

MesajTarih: Pzr Hzr 08, 2008 11:03 pm    Mesaj konusu: Ynt: Türkü Hikayeleri

en sevdiğim ve her dinleyişte içimin yandığı türküyü de eklemeden edemeyeceğim doğrusu.Bir Rumeli türküsü tabiki de.

BABUBA



Sevdiğim İki Gözüm Ellere Yar Oldu Babuba
Kara Tren Aramıza Kara Duman Ekti De
Göz Göre Göre Yazık Eyuba

Buraları Sevemedim Gönül Orada
Yanıyorum Tuz Biber Yarada
Deli Gönül Eremedi Eyvah Murada
Ölüyorum Tuz Biber Yarada

Gözlerimin Karesi Kırmızı Nar Oldu Babuba
Meriçin Azgın Suyu Aramıza Girdi De
Göz Göre Göre Yazık Eyuba

Buraları Sevemedim Gönül Orada
Yanıyorum Tuz Biber Yarada
Deli Gönül Eremedi Eyvah Murada
Ölüyorum Tuz Biber Yarada

Rumeli ihtiyar erbabı sık sık türkünün hikayesini anlatırlar.Ve söz her zaman 'Türkü kendi hikayesini anlatır be more' diye başlar

ahhhhhhhhh çok özledim ya

benden bugünlük bu kadar


________________________________________
Güneşin aynasında ben.Bende bir bir düş sonsuza kadar ;)
ikbal
KW Yazar
KW Yazar

Mesajlar: 3064
Kayıt Tarihi:
27 Şubat 2006

MesajTarih: Pts Hzr 09, 2008 8:47 am    Mesaj konusu: Ynt: Türkü Hikayeleri

Gesi Bağlarının hikayesi çok acıymış Bu türküyü çok severdim zaten. Şimdi daha bir hissederek söylerim
Sağolasın Aslıcım

Bir de Bebek türküsü vardır. Hani ninni diye söylenir bebeklere. Rahmetli Barış Manço da seslendirmişti. Onun da hikayesini eklemek istiyorum. Ama çok uzun. Kısa şekilde kendim yazacağım olmazsa.

Elmalıdan çıktım yayan
Dayan ey dizlerim dayan
...
bebek beni deleyledi
yaktı yıktı kül eyledi

Çok etkiler beni o türkü

Bi Zahidem de bir de Bebek türküsünde öyle kalakalırım her dinleyişte
Elim iş tutmaz olur
Bir de, çoğumuzun ilk KIRAÇ'tan dinlediği, "Keklik gibi kanadımı süzmedim" türküsünü söylemeye başlarım hep ama hiç tamamlayamam

Bir gün ölümüm bu türkülerden mi olacak ne


________________________________________
Ölen arkadaşlar gibi, Sessiz sitemsiz...
zeyno
KW Yazar
KW Yazar

Mesajlar: 4172
Kayıt Tarihi:
27 Şubat 2006

MesajTarih: Pts Hzr 09, 2008 10:45 am    Mesaj konusu: Ynt: Türkü Hikayeleri

Ay gızlar (aslı ve ikbal) hiç üşenmediniz mi sayfalarca hikaye yazcanız diye

Zaten türkülerde esas olan şudur; "oğlan kızı sever, alamaz AŞK olur" AŞIK VEYSEL

Genel hikaye bu durum üzerine kuruludur.

İnanın bigün vaktim olduğunda, oturup üşenmeden okuyacağım bu hikayeleri.

Teşekkür ederim, emek ve işçiliğiniz için


________________________________________
Bir büyük gözaltı hayatımız...
zamanD
KW Yazar
KW Yazar

Mesajlar: 635
Kayıt Tarihi:
10 Nisan 2006

MesajTarih: Pts Hzr 09, 2008 12:38 pm    Mesaj konusu: Ynt: Türkü Hikayeleri

çookkk eskiden böyle bi forum vardı..yeniden açtığın için saol ikbal..iyi oldu..hepsini büyük zevkle okudum..Türküler bizim özümüz,bu konuda çok şanslı bir milletiz..


________________________________________
Yıkılsın Şu Karanlık..Bizim Yolumuz Açılsın..
ikbal
KW Yazar
KW Yazar

Mesajlar: 3064
Kayıt Tarihi:
27 Şubat 2006

MesajTarih: Pts Hzr 09, 2008 3:32 pm    Mesaj konusu: Ynt: Türkü Hikayeleri

zeyno demiş ki:
Ay gızlar (aslı ve ikbal) hiç üşenmediniz mi sayfalarca hikaye yazcanız diye
Zaten türkülerde esas olan şudur; "oğlan kızı sever, alamaz AŞK olur" AŞIK VEYSEL
Genel hikaye bu durum üzerine kuruludur.
İnanın bigün vaktim olduğunda, oturup üşenmeden okuyacağım bu hikayeleri.
Teşekkür ederim, emek ve işçiliğiniz için


Rica ederiz efendim, herşey webimiz için
Seni üşengeç seni bırak yazmayı, okumamış bile (tüküren şahan ifadesi :cene: )

Hem sadece oğlan kız üzerine yazılmaz türküler.
Yemen Türküsü mesela, Uzun olur gemilerin direği
bunlar aşk üzerine kurulu değil.

Ben, Gesi bağlarına bile şaşırdım mesela, kız ölen annesine söylemiş türküyü.
Öğren bacım bunları, bir de türkü dostu olacaksın


zamanD demiş ki:
çookkk eskiden böyle bi forum vardı..yeniden açtığın için saol ikbal..iyi oldu..hepsini büyük zevkle okudum..

Çok eski forumu hatırlamıyorum canım. (Demekki yeterince eski değilmişim )
Rica ederim, ilgilenilmesine sevindim

Türkülerimiz, kaybolmaması gereken en önemli kültür zenginliklerimizden.
Keşke elimizden daha fazla şeyler yapmak gelebilseydi


________________________________________
Ölen arkadaşlar gibi, Sessiz sitemsiz...
zeyno
KW Yazar
KW Yazar

Mesajlar: 4172
Kayıt Tarihi:
27 Şubat 2006

MesajTarih: Pts Hzr 09, 2008 3:43 pm    Mesaj konusu: Ynt: Türkü Hikayeleri

İkbal dün ablam söz vermişti ya; işlerini bitirince yazacakmış foruma :cene:

ölme eşşeğim ölme :cene:


________________________________________
Bir büyük gözaltı hayatımız...
Sonsuza_Kadar
KW Yazar
KW Yazar

Mesajlar: 2923
Kayıt Tarihi:
26 Şubat 2006

MesajTarih: Pts Hzr 09, 2008 5:07 pm    Mesaj konusu: Ynt: Türkü Hikayeleri

Bitliste Beş Minare
Bitlis biirinci dünya savaşından önce nufüsu 30000´dir lakin savaş çıkınca halk göç eder ve nufüs 3000´e düşer.

kurtuluş savaşında baba ile oğlucepheye gider savaş biter ve baba ile oğul şehre dönerler bir tepede baba heyacandan mıdır yoksa yorgunluktan mıdır bilinmez o tepeden memleketi bitlise bakamaz ve oğluna sorar oğul bitliste ne kaldı..

Oğul "baba bitliste beş minare kaldı"
baba; başlar türküye bitliste beş minare beri gel oğlan beri gel...

Bitliste beş minare
Beri gel oğlan beri gel
Yüreğim dolu yare
Beri gel oğlan beri gel

İsterem yanan gelem
Beri gel oğlan beri gel
Cebimde yok beş para
Beri gel oğlan beri gel


Tüfengim dolu saçma
Beri gel oğlan beri gel
Güzelim benden kaçma
Beri gel oğlan beri gel

Doksandokuz yaram var
Beri gel oğlan beri gel
Bir yarada sen açma
Beri gel oğlan beri gel


________________________________________
Güneşin aynasında ben.Bende bir bir düş sonsuza kadar ;)
Sonsuza_Kadar
KW Yazar
KW Yazar

Mesajlar: 2923
Kayıt Tarihi:
26 Şubat 2006

MesajTarih: Pts Hzr 09, 2008 5:12 pm    Mesaj konusu: Ynt: Türkü Hikayeleri

Anadolu halkının kahramanlığını destanlaştırdığı savaşlardan biri de Çanakkale cephelerinde olur. Büyük imkansızlık içinde verdiği bu çetin mücadelede, bağımsızlığı için gerektiğinde çok şeyler yaratabileceğini bütün Dünyaya bir kez daha anlatmıştır.

Birinci Dünya Savaşı İtilaf Devletleri dediğimiz İngiltere, Fransa ve Rusya ile, İttifak Devletleri dediğimiz Almanya, Avusturya ve İtalya´nın birbirleriyle savaşmasıyla başlar. Almanya´ya saldırabilmesi için Rusya´nın silah ve cephane ihtiyacı vardı. Bunun için Boğazlar yoluyla Rusya´nın İngiliz ve Fransız kuvvetleriyle birleşmesi gerekiyordu. Oysa ki Osmanlı Devletinin harbe girmesi üzerine Çanakkale boğazını geçmek için Osmanlı Devletine Çanakkale´de cephe açmaları gerekti. İtilaf Devletlerine ait bir donanma 18 Mart 1915´te Çanakkale Boğazı´nı geçmeye kalkıştı. Burada kahramanca çarpışan Türk kuvvetleri karşısında büyük kayıplar vererek geri çekildi. Bu sefer Gelibolu yarımadası´nın çeşitli yerlerine kuvvetler çıkararak karadan İstanbul´a yürümeyi denediler. Ne yazık ki yapılan sayısız hücumlar Türk süngüsü karşısında eriyip gidiyordu. Son olarak büyük bir taarruzla Gelibolu yarımadası üzerinden Marmara´ya ulaşmayı denediler. Ansızın yaptıkları bu taarruz da Anafartalar ve Arıburnu, bölgelerinde benzeri görülmemiş bir müdafaa ile durduruldu. Türkleri bu cephelerde yenemeyeceklerini anlayan düşman buraları terk ederek çekilmek mecburiyetinde kaldı.

Yüzbinlerce şehit verdiğimiz bu savaşın bütün Anadolu´da heyecan uyandırması, bu savaşa doğudan, batıdan, kuzeyden, güneyden hasılı yurdun dört bucağından gönüllü asker gitmesindendir.

Çanakkale İçinde Aynalı Çarsı,
Ana Ben Gidiyom Düşmana Karsı.
Of Gençliğim Eyvah.

Çanakkale İçinde Bir Uzun Selvi,
Kimimiz Nişanlı Kimimiz Evli.
Of Gençliğim Eyvah.

Çanakkale Üstünü Duman Bürüdü,
On Üçüncü Fırka Yürüdü.
Of Gençliğim Eyvah.

Çanakkale İçinde Bir Dolu Testi,
Analar Babalar Mektubu Kesti.
Of Gençliğim Eyvah.


________________________________________
Güneşin aynasında ben.Bende bir bir düş sonsuza kadar ;)
ikbal
KW Yazar
KW Yazar

Mesajlar: 3064
Kayıt Tarihi:
27 Şubat 2006

MesajTarih: Prş Tem 31, 2008 4:12 pm    Mesaj konusu: Ynt: Türkü Hikayeleri

Yüksek Yüksek tepelere - Türkü hikayesi

Bu öykü Malkara köylerinden alınmış olup belli bir kişinin dilinden yazıya geçirilmiş değildir. Çevrede herkes tarafından bilinen bir öyküdür. Söylentiye göre, çok eskiden köyün birinde Zeynep isimli çok güzel bir kız vardır. Onaltıya yeni bastığında Zeynep'i köylerindeki bir düğünde aşırı (yabancı) köylerden gelen Ali isimli bir genç görür. Ali Zeynep'i çok beğenir ve köyüne döndüğünde kızın babasına hemen görücü gönderir. Zeynep'i Ali'ye verirler. Kısa bir zaman sonra düğünleri olur. Ali, Zeynep'i alıp aşırı köyüne götürür.

Zeynep'in gelin gittiği köy ile kendi köyü arası üç gün üç gece çeker. Bu kadar uzak olduğundan dolayı Zeynep, anasını babasını ve kardeşlerini tam yedi yıl göremez. Bu özlem Zeynep'in yüreğinde her gün biraz daha büyüyerek dayanılmaz bir hal alır. Köyün büyük bir tepesinde bulunan evinin bahçesine çıkarak kendi köyüne doğru dönüp için için kendi yaktığı türküyü mırıldanır ve gözleri uzaklarda sıla özlemini gidermeye çalışırmış.

Oysa kocası, Zeynep'in bu özlemine pek aldırış etmez. Kaldı ki eski sevgisi de pek kalmadığından kendini fazlaca horlamaya, eziyet etmeye başlar. Sonunda bu özlem ve kocasının horlaması Zeynep'i yataklara düşürür.

Gün geçtikçe hastalığı artan Zeynep'in düzelmesi için, köyden gelip gidenler de anasının babasının çağrılmasını salık verirler. Başka çare kalmadığını anlayan Zeynep'in kocası da anasına babasına haber vermeye gider. Altı gün altı gecelik bir yolculuktan sonra bir akşam üstü Zeynep'in anası babası köye gelirler, Zeynep'i yatakta bulurlar. Perişan bir halde Zeynep hala türküsünü mırıldanmaktadır. Aynı türküyü anasına babasına da söylemeye başlar. Çevresindeki bütün köy kadınları duygulanıp göz yaşı dökerler. Annesi fenalıklar geçirir ve bayılır.

Zeynep hasretini giderir, giderir ama artık çok geç kalınmıştır. Bir daha onmaz, sonu ölümle biter. Herkes Zeynep için göz yaşı döker. İşte o gün bu gündür bu türkü ayrılığın türküsü olarak söylenip durur.

Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar
Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler
Annesinin bir tanesini hor görmesinler

Uçan da kuşlara malum olsun ben annemi özledim
Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim

Babamın bir atı olsa binse de gelse
Annemin yelkeni olsa uçsa da gelse
Kardeşlerim yolları bilse de gelse

Uçan da kuşlara malum olsun ben annemi özledim
Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim


________________________________________
Ölen arkadaşlar gibi, Sessiz sitemsiz...
ikbal
KW Yazar
KW Yazar

Mesajlar: 3064
Kayıt Tarihi:
27 Şubat 2006

MesajTarih: Prş Tem 31, 2008 4:19 pm    Mesaj konusu: Ynt: Türkü Hikayeleri

İZMİR'İN KAVAKLARI

Aradılar sordular
Birg içinde buldular
İnce tuzak kurdular
Yar fidan boylum
Kamalı'yı vurdular

İzmir'in kavakları
Dökülür yaprakları
Bize de derler Çakıcı
Yar fidan boylum
Yıkarız konakları

Bahçelerde kalem var
Arkamızdan gelen var
Kalkın gidelim efeler
Yar fidan boylum
İçimizde ölen var

Selvi senden uzun yok
Yaprağında düzüm yok
Kamalı da Zeybek vuruldu
Yar fidan boylum
Çakıcı'ya sözüm yok

Çakıcı Efe Ege Bölgesinde halkın dilinde dilden dile efsaneleşen bir kahramandır. Osmanlı’nın son zamanlarında devlet iradesinin iyiden iyiye kaybolduğu yıllarda (1800-1900) halk kendi kahramanlarını, kendi kurtarıcılarını çıkarmıştır. Kimileri bu boşluktan yararlanarak zalimlikler yapmışlar kimileri de adalet dağıtan güçlü yürekli halk kahramanı olmuşlar. Bu devirde Ege Bölgesinde’de Efelik çok meşhurmuş.

Çakıcı Efe de İzmir, Denizli, Aydın civarında hüküm sürmüş bir Efe’dir. O zamanlarda yaşadığı bölgede o kadar güçlenmiş ki Osmanlı ile egemen olduğu bölge konusunda resmi anlaşma yolları bile aramıştır. Çakıcı çoğu zaman dağlarda, kimi zamanda halkın yanına inerek zalimi durdurmuş, adalet dağıtmış, zenginden alıp fakir vermiştir. Bu sebeple halkın gönlünde de taht kurmuştur. Cesur hareketleriyle halkın gözüne girmiştir. Kimi zamanda düşmanla işbirliği yaptığı söylentisi çıkmışsa da halk onu hep sevmiş ona yapılan bu türküyle ismi ölümsüzleşmiştir.


________________________________________
Ölen arkadaşlar gibi, Sessiz sitemsiz...
MuSTY
KW Yazar
KW Yazar

Mesajlar: 1178
Kayıt Tarihi:
11 Ekim 2007

MesajTarih: Prş Tem 31, 2008 5:04 pm    Mesaj konusu: Ynt: Türkü Hikayeleri

Alıntı:
ikbal demiş ki:
Hey Onbeşli Onbeşli

Taş döşeli dar yollardan şakırtılı at arabalarının gelip geçtiği demlerde,

Tokat bir dağ içindeyken
Gülü bardağ içindeyken
Yüzü kaleye bakan ahşap evlerden
birinin şenliğiydi Hediye

Hey on beşli, on beşli
Tokat yolları taşlı
On beşliler gidiyor
Kızların gözü yaşlı

Gidiyom gidemiyom
Seni terk edemiyom
Sevdiğim pek küçücek
Koyup da gidemiyom

Gidiyom işte ben de
Bir arzum kaldı sende
Ayva oldum sarardım
Din iman yok mu sende


Kübra kardeşime katılıyorum üç yıldır tokattayım ve haikaten bazı türküleri çok güzel ve çok meşhurdur ben hey on beşli türküsünün hikayesini bu kadar ayrıntılı bilmiyordum öğrendiğim çok iyi oldu Bu arada ikbal seni gönülden tebrik ediyorum teşekkürler


________________________________________
cbrracingteam
MuSTY
KW Yazar
KW Yazar

Mesajlar: 1178
Kayıt Tarihi:
11 Ekim 2007

MesajTarih: Prş Tem 31, 2008 5:13 pm    Mesaj konusu: Ynt: Türkü Hikayeleri

Adile'min Üç Boncuklu Hasırı



Adile'min Üç Boncuklu Hasırı
Adile'm Olmuş Düşmanların Yesiri
Hiç Yok Mudur Abeysinin Hatırı

Gül Mü Sandım Gül Adile'm Solacak
Sen Ölürsen Gara Yerler Dolacak

Adile'min Saçına Da Altın Takmalı
Takıp Takıp Cemaline Bakmalı
Adile'mle Bir Odada Yatmalı

Gül Mü Sandım Gül Adile'm Solacak
Sen Ölürsen Gara Yerler Dolacak


Antalya yöresindendir...


________________________________________
cbrracingteam
MuSTY
KW Yazar
KW Yazar

Mesajlar: 1178
Kayıt Tarihi:
11 Ekim 2007

MesajTarih: Prş Tem 31, 2008 5:15 pm    Mesaj konusu: Ynt: Türkü Hikayeleri

Başındaki Yazmayı Da Sarıya Mı Boyadın



Başındaki Yazmayı Da
Sarıya Mı Boyadın
Neden Sararıp Soldun Da
Sevdaya Mı Uğradın

Tokat’tan Mı Geliyon Da
Yar Sen Almus’lu Musun
Ben Sana Varacağım Da
Söyle Namuslu Musun

İçliğimin Yakası Da
Sıra Sıra Nakış Yar
Gurban Olam Boyuna Da
O Ne Biçim Bakış Yar

Yola Yolladım Seni De
Yollar Yormasın Seni
Hızır Elinden Tutsun Da
Bana Yollasın Seni

Buda tokat yöresinden benden bu kadar


________________________________________
cbrracingteam
Mesajları göster:   
   Cevap Gönder    KıraçWEB Forum Ana Sayfası » Müzik Genel Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa Önceki  1, 2, 3  Sonraki
2. sayfa (Toplam 3 sayfa)
 

» Basit Görünüm
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

Bu konuya benzer olabilecek konular
Başlık Yazar Cevaplar Tarih
Yeni mesaj yok "Yolcu" albümünde en beğendiğiniz türkü... mali 39 Prş Arl 17, 2009 4:19 pm
Yeni mesaj yok Garbiyeli Türkü hikayeleri mustyizmir 5 Pzr Mar 29, 2009 5:53 am
Yeni mesaj yok garbiyeli albümünden türkü akorları kenansrc 3 Çrş Mar 18, 2009 4:13 pm
Yeni mesaj yok Kıraç'tan yeni türkü albümü uykucu 53 Prş Arl 25, 2008 9:04 pm
Yeni mesaj yok sertab erener ingilizce türkü albümü çıkarıyor..... imkansizbestem 56 Pts Ağu 27, 2007 2:12 pm
Forum Kuralları    Sıkça Sorulanlar   Arama      Hesap Yönetimi   Özel mesajlarınızı görmek için giriş yapın   Giriş 
   
© 2008 KıraçWEB
3d zemin adana 3d polimerik zemin 3 boyut dekor 3boyut zemin tezgah cam panel adana gergi tavan adana barisol