Kıraç'ın Yolu'nun sonu yok...


Kıraç’ın Yolu’nun sonu yok…

 

Kıraç röportajına, Netbul’dan Editör arkadaşım Hakan’la gittik. Onca röportaja giderim Hakan ilk defa fotoğraf makinesini alıp ben fotoğraf çekmeye geleceğim dedi. Meğer amacı Fenerbahçe formasını kaptığı gibi gelip, Kıraç’la kanarya muhabbeti yapmakmış. Bir Galatasaray’lı olarak halimi düşünün. Biliyorsunuz, Kıraç bir de Fenerbahçe 100. Yıl Marşı yaptı…TMC’de yaptığımız görüşmenin çok eğlenceli ve lezzetli olduğunu söyleyebilirim. Lezzetli, zira röportajın ortasında bir anda odaya lahmacunlar geldi ve röportaj yalan oldu. (Bu arada o lahmacunların nerden geldiğini ayrıca öğrenmek istiyoruz, pek güzeldiler).

Kıraç, her şeyi kendi doğallığı içinde yapıyor ve son derece samimi, içi dışı bir sanatçılarımızdan. Biz konuşurken çok eğlendik, umarız siz de okurken aynı keyfi alırsınız…
 

 

Albümünüzün ismi “Benim Yolum” ama baktığımızda bütün söz ve müziklerin size ait olmadığını görüyoruz…
İlk albümden itibaren ben başka şarkılar da söylüyorum. Hiçbir zaman illa kendi şarkılarımı söyleyeyim diye düşünmedim. Sevdiğim duyduğum herhangi bir şeyin aynısını yada onu biraz kendime göre değiştirerek söylerim. Her albümde mutlaka başkalarının çalışmaları vardır.

Zaten bu şarkılar da benim kişisel hikayem. Mesela bir “Kan ve Gül” benim kişisel hikayemdir. Bu yolun mensubu şarkılardır. Benim yolum şunu ifade ediyor: Benim yolum diye bir kavramın olduğu, yolun yolcusu olduğumla ilgili bir betimleme. Bunca zamandır yaptığımız işlerden, hayat tavrımızdan, hareketlerimizden herhangi bir konu hakkındaki görüşlerimizden ortaya çıkan bir tavır benim yolum.

Sonuçta bu kaçıncı albümüm, böyle bir tarzımın olması gerekiyor. Artık söyleyebilirim, hak ettim bunları diye düşünüyorum. Bu adam da müzik yapıyor başkaları da müzik yapıyor sizli bizli bir kamp değil belki ama sonuç ortada. Benim yaptığım işler insanlara farklı geliyor ama yabancı değil. “Dayan”, “Benim Yolum” biraz daha ağır şarkılardın, “Sana Mecburum” daha Pop / Rock. O da güzel bu da güzel, “Yağ satarım bal satarım da” çok güzel bana göre. En çok sevdiğin türkü ne diye sorarlardı bana en çok sevdiğim “Gelin Ayşe’dir”. Çocukken bildiğimiz “Koyun gelir yata yata, çamurlara bata bata, gelin ayşe suya gitmiş yosunları tuta tuta”. Çok basittir ama çok güzeldir.

“Benim Yolum” şarkısında sözü geçen “Onlar” kim?
“Onlar” bir çeşit vicdanı temsil ediyor. Genel anlamda dünyada bu vicdani kararları kendi adına vermiş olan, başkaları için de iyi şeyler yapmayı düşünen, kimine göre aptal kimine göre yanlış, “dünyayı mı kurtaracaksın sana ne dediğimiz insanların oluşumunu tamamlamış halleri” Yunus Emre, Mevlana gibi çok büyük düşünürler. Fizik adamları, bilim adamları çok nadir de olsa devlet adamları kendisinden sonrakileri de başkasını da düşünen dünyanın böyle kurtulabileceğini insanlığın oluşumunu böyle tamamlayacağını düşünen insanlar. “Onlar”: Adsız şövalyelerdir…

Benim Yolum’da farklı müzik türlerini kullandığın şarkıların var: Arabesk, Sanat Müziği gibi….Kıraç her tür müziğini en iyisini yaparımı mı göstermek istedin?
Arabeski de, Türk Müziğini de dinlemiş haşır neşir olmuş bir insanım. Arabeski öldüremediğinize göre yaşıyor. Onun da bir yaşama şansı var. Arabeske kötü derler ya, ben de derim ama onun için de şunu diyemem “Bir Teselli Ver” çok güzel bir şarkıdır. Arabesk midir evet ama 10 numara şarkıdır. Onun mutlaka bir iyisi oluyor.

Öyle çok ego bir iddiam yok ama böyle olsa iyi oluru göstermek istedim.
 

 

 

Cover şarkı koyarken, albümdeki öteki şarkılarla uyumuna mı bakıyorsun, yoksa canın ne söylemek istiyorsa onu mu söylüyorsun?
Sevdiğim bir şarkı bu albüme sound olarak uyduğu için koydum. “Hayalimdeki Resim” uzun yıllardan beri söylediğim bir şarkı. Baktım pek de söylenmiyor dedim koyayım çok da muhteşem bir şarkı. Alpay muşteşem söylemiş. Alıp bunları adam ettik gibi bir durum yok muhteşem olan şarkıları baktık söylenmiyor bir daha söyleyelim dedim.

Cover yapmak Kıraç’a çok yakışıyor sadece böyle bir albüm projesi olabilir mi?
O kadar da çok yapılıyor ki… Aslında aklımdan geçiyor. Ben bunu şimdi söyleyemem çünkü fikirlerimi çalabilirler. Bunu söylediğin zaman birileri çok kötü bir şekilde yapıyor bunları. Ben daha ona özenme aşamasındayken hazırlık aşamasında bir oluşum süreci var derken anında yapıyorlar. Cem Karaca albümü yapmak istiyorum. Sırf Cem Karaca değil arabesk, türküler albümü de yapmak istiyorum. Nasıl yapacağımı söyleyemem ama. Hassasiyetim şu Cem Karaca albümü yapacaksam çok güzel olmalı. Çıkıp “Tamirci Çırağını” söyleyelim değil yani. Çok güzel şarkıları var. Onlar da bir “Tamirci Çırağı” kadar iyi yerleri hak ediyorlar. Onları yapmak istiyorum.

Şarkı sözler biraz daha keskin sanki? Sevgi aşk üstüne netliği kesinliği mi seviyorsunuz?
Çok geniş kitlelerle bir şey paylaşıyorsanız o kadar da karmaşık olmayan şeyleri daha karmaşık gibi gösterme çabası vardır ya onu sevmem. Öyle bir şey yazayım ki acayip bir şey olsun. Zaten hayat karmaşık. Hayatımıza baktığımızda tam bir karmaşa var. Şarkılarla mümkün mertebe açık olmak lazım. Net olamayabildiğimiz yerler de var. Kelimelerin kifayetsiz kaldığı. Öyle bir yer var ama bu seni seviyorum demek değil. Başka bir şey o. Seni seviyorum diyeceksen birine de. Bunu düşünme bu kadar düşünecek bir şey yok ortada. O kadar alengirli bir kelime seçmek zorunda değilsin.

Orhan Veli’nin dediği gibi bak ne kadar basit “Bekliyorum, öyle bir zaman gel ki vazgeçmek mümkün olmasın”…herkesin anlayacağı dilden ama içinde yeterince karmaşıklık barındırıyor. Ama anlatırken çok basit. Hem basit anlıyorsun hem de vay be nasıl da benim aklıma gelmedi diyorsun ki Orhan Veli onun için Orhan Veli.


Klibinizde motorlu bir kız var, siz de motora binen birisiniz, motora özellikle mi dikkat çekmek istediniz?
Özgürlük, huzur ve rüzgarla iç içesiniz. Bir müddet tehlikeli doğru hele Türkiye’de motosiklet kültürü olmadığı için normal tehlikesinden 20 kat daha tehlikeli. Ama birileri motor kullanmazsa bu kültür oluşmayacak. Şimdi yavaş yavaş oluşuyor. Trafiğin tek çözümü ayrıca.

Hakan, klipte sürpriz yaptı bana biraz aslında. İyi de oldu. İyi bir örnek var, kız kaksını takmış, doğru bir şekilde yaptık özendirmek lazım.

Beğeniyle izlenen tüm dizilerin altından Kıraç müzikleri çıkıyor. (Binbir Gece, Beyaz Gelincik, Bir İstanbul Masalı…) belli bir içeriğe müzik yapmak nasıl bir his?
Diziler değişik tarzlarda oluyor. Genelde ben dramalara yaptım ama yine de değişik bir atmosferi var her dizinin. Kendi albümümde kullanamadığım o an için başka bir sounda başka bir mantıkta olan müzik bilgilerimi değerlendiriyorum. Zerda olsun, Bir İstanbul Masalı olsun Kıraç müziği oraya biraz yansıyor ama yine de dizidekinde farklı bir enstrüman anlayışı var. Genelde klasik gitar çalarım klasik gitar çok duyulur albümlerimde. Senfonik şeyler yapabiliyorum Binbir Gece’de olduğu gibi. Müzik bilgilerimi kullanıp bir tatmin yaşıyorum. Ciddi bir tatmin imkanı veriyor. Kariyer olarak da çok prestij kazandırıyor. Gerçek bir müzik adamı olduğumu aslında bütün insanlara anlatmış oldum o dizilerle. Bana en önemli geri dönüşü bu oldu. Çünkü artık albüm çıkarmak çok ciddiye alınır bir şey değil.


Dizi müziklerine artık önem verilmeye başlanmasında öncülük ettiğini düşünüyor musun?
Türkiye’de dizi müziklerine belli bir akım belli bir yön verdiğim söylenebilir. Diziyi daha samimi kıldığımı düşünüyorum.

Albüm kapağı biraz fantastik değil mi?
Albüm kapağında fikirlerim hayata geçirildiği için çok teşekkür ediyorum. Biraz hayal biraz bilinçaltı mistik tarafı olsun istedik. Yaptığımız müziğin değerli olduğunu düşünüyoruz kapağın da bunu simgelemesi gerekiyor. Kalitesi yüksek bir kapak. Amerikan filmlerinin kapakları gibi gözüksün istedik. Dijital filmle 35’lik film arasındaki fark gibi gözüksün istedik.
 

 






KıraçWEB Kulübü Tüm hakları saklıdır.
Yayınlanma:: 2007-06-19 (821 okuma)

Bu Makaleyi ... Ağına Ekleyebilirsin
BlinkList del.icio.us FaceBook Folkd Furl Google Linkarena oneview Webnews Yahoo MyWeb
Kimler var?

Kullanıcı Adı
Şifre

Hesap Açın!
Kayıp Şifre?

63 ziyaretçi, 0 üye, toplam 63 kişi buralarda

Yeniler
Çok okunanlar
   
© 2008 KıraçWEB