Parasız kalınca sınıfta yaşadı


Parasız kalınca sınıfta yaşadı

Anadolu rock’ın beğenilen sesi Kıraç, feleğin çemberinden geçenlerden... Yedi kişilik ailesiyle Kahramanmaraş’tan İstanbul’a geldiklerinde kalacak ev bulamadıklarını söyleyen Kıraç, ‘Yedi kişi üç ay boyunca bir sınıfın içine yaşadık’ diyor

Fotoğraf çektirmek için uzun uğraşlar sonucu ikna etmeniz gerekiyor onu. Çünkü poz vermekten pek haz etmiyor. Sekiz yaşında çıktığı bir konserde karşısında beş bin kişi varmış ama o günden tek bir kare fotoğrafı yok. Öyle yani... Öğretmen bir babanın beş çocuğundan biri Ali Tufan Kıraç.... Sahne ismi Kıraç. Anadolu rock yapıyor. Ama albümlerinin yanı sıra birçok dizi ve filmin müziğinde de onun imzası var. Kahramanmaraş’tan İstanbul’a 10 yaşında gelmiş ailesiyle birlikte. Ve Hasköy’e yerleşmişler. Ama hemen belirtelim onlarınki sıradan bir göç olmamış. Bir kamyon kasasında yaptıkları yolculuktan sonra Hasköy’de oturacak ev bulamayınca bir okulun sınıfını ev olarak kullanmış Kıraç ailesi. Yedi kişi bir sınıfta tam üç ay boyunca yaşamışlar. Gerisini ondan dinleyelim... 

Üç ay boyunca bir sınıfta yedi kişi nasıl yaşar?

O dönemler herkes feleğin çemberinden geçiyordu. Doğal olarak biz de geçtik. Hatırlıyorum, Kurban Bayramı’na yakın bir zamanda gelmiştik Hasköy’e. Gidecek bir yerimiz yoktu, başımızı sokacak bir evimiz yoktu. Tam üç ay bir ilkokulun sınıfında kaldık. Nasıl yaşar insan bir sınıfta? Yaşıyor işte. 

Kahramanmaraş’ta normal bir evde, normal bir aileyken birden bire bütün hayatınızın değişmesini yadırgamadınız mı?

Bizim ailenin geleneğinde böyle şeyler yoktur. Baba bunu açıklar zaten ve biz de biliriz. Maraş’ta yaşamadığımız ciddi bir geçim sıkıntısı yaşamaya başladık biz İstanbul’da. Evdeki herkes çalışıyordu. Babam üç işte birden çalışıyordu. Öğretmen olmasına rağmen bir şirkette bir başka iş yapıyordu. Bizimkiler gündüz çalışırken ben de evde küçük kardeşime bakıyordum. Üç ay sınıfta kaldıktan sonra düzgün bir eve geçtik. Altı katlı apartmanın bodrum katında yaşamaya başladık.

HALİÇ’İN KOKUSU UNUTULMAZ 

İstanbul’a ilk gelişinizi hatırlıyorsunuzdur. Neler hissettiniz?

O kadar büyük bir şehir deniliyordu ki, orada çok yorulacağımı düşünüyordum. İstanbul’dan Boğaz’dan geçerken heyecanlanmıştım. Sonra tuhaf bir yerlerden geçip Dolapdere’den, Okmeydanı’na, oradan aşağı doğru Kasımpaşa’ya geldik. Sonra Hasköy... Haliç’in kokusuyla ilk tanışmamı hiç unutmam. İnanılmaz kötü bir kokuydu. Oysa İstanbul’a gelmeden önce çok daha güzel çocukluk yaşadım. 10 yaşından önceydi ve masal gibiydi... Çünkü biri 1980, diğeri 1980 sonrasıydı. Turgut Özal tek başına iktidar oldu. Biz öğretmen çocuğuyduk. Belli ekonomiyle büyümüşüz. Rahmetli Özal belki ekonomide birtakım çığır açıcı şeyler yaptı ama ahlaki anlamda ciddi bir çöküşün de temellerini attı. Bundan dolayı o kısım kötüdür çocukluğuma dair. Çünkü bunun izlerini yaşadık biz de. Babamın mesleği eskiden önemliydi. Prestijli ve geliri olan bir meslekti. Doğal olarak çok çocuklu bir aile oluşturmasında onun bir suçu yoktu. Ama zamanla işler birden bire değişti. Kolay zengin olunmaya başlandı bu ülkede. Öğretmenlik de pek parlak bir meslek olarak görülmemeye başladı. O dönemde Türkiye’de sosyal devlet olayı tamamen sıfırlanmıştı, biz kalabalık bir aile olduğumuz için en çok parçalanmaktan korkardık. Yaprak Dökümü’ndeki hikaye gibiydi bizimki. İstanbul’da ürkek yaşadık. Babamızın gözünde ne olacak bizim sonumuz, çocuklar büyüyünce ailenin hali ne olacak endişelerini görürdük. Hepimiz bu şehrin bize neler yapacağını kestiremiyorduk. Geleceğimizi göremiyorduk. Hak etmediğimiz şeyleri yaşıyormuşuz gibi geliyordu.

LAKABIM GİTARCI ÇOCUKTU 

Doğu’dan gelenler ilkleri Batı’da yaşarlarmış. En azından hep öyle aksettiriliyor. Sizde de böyle hikayeler vardır, değil mi?

Maraş’tan gelmeme rağmen akranlarımdan çok daha üst düzeydim. Ben voleybol oynayan, futbolu avam sayan, birçok okulda masa tenisi olmadığı vakit bu oyunu oynayan, kitap okumayı erdem sayan, klasikleri okuyan ortamdan geldim. Lojmanlarda otururduk orada. Evimizde Yaşar Kemal ruhu vardı. Kültürlü olmak çok önemliydi çünkü. İlk geldiğim zamanlar sokak arkadaşlarımın sayısı azdı çünkü gündüz ben kardeşlerime bakıyordum. Akşam bizimkiler geldiğinde mesaim bitiyordu, sokağa çıkıyordum. Ama bu kez diğer çocuklar evlerine gidiyordu. Çok fazla bağlantı kuramadım ama yine de ben sosyal bir insandım işte. Lise çağlarında maçlara giden tehlikeli çocuklardan oldum. Ortamlar neyi gerektiriyorsa öyle olmuştum. Mantalite böyleydi çünkü o dönemler. Yaşım 17’ydi ama siyasetse siyaset, racon kesmekse racon kesiliyordu. Bunları yaparken bile akıllı olmak gerektiğine inanıyordum. Bir grubum vardı, akşamları serserilik yapardık ama bunun yanında tiyatroya da giderdik. 

Hasköy’den çıkıp tüm Türkiye’ye sesinizi nasıl duyurdunuz?

Lise yıllarında gitar çalmaya başladım. Her ortama girip çıkardım ama elimde gitar vardı. Bana çok saygı duyuyorlardı. Benim lakabım gitarcı çocuktu. Çünkü hem onlara gitar çalıp hem onları dinleyen, anlayan, onlara dışarıdan bakmayan biriydim. Hem onlar gibi olabiliyordum hem onlardan farklıydım. Sanki dünya bize kötü bir şey yapmıştı, İstanbul’u yenmek istiyorduk. Zaten böyle bir hayat insanı sanata sürükler. Ben de öyle yaptım, müzikle uğraştım. İlk bestelerimi zaten lise yıllarında yapmıştım. 1992’de Ortaköy Martı Bar’da sahneye çıkmaya başladım. Müzikte ilk parayı orada kazanmaya başladım. Sonrası albümler oldu, dizi ve film müzikleri oldu...

Tanımadığı hayranı ilham verdi

Sakarya Üniversitesi’nde okuyan bir kız vardı. Benim hayranlarımdan biriydi. Bir yerlerden telefon numaramı bulmuş, inanılmaz güzel mesajlar atıyordu. Oraya bir konser için gitmiştim. Sahneye çıktım. 5 bin kişiye döndüm ve ‘Bir arkadaş var bana mesajlar atıyor, o kadar güzel şeyler yazıyor ki çok etkileniyorum’ dedim. Gerçekten doğru ve dürüst ve romantik mesajlar atıyordu. Sonra ‘Kim bu?’ diye sordum. Salondaki hemen herkes elini kaldırdı. Binlerce insan arasında onu hemen gördüm. Oysa elini bile kaldırmamıştı. Adı Handan’dı. Bir yıl sonra Harbiye konseri vardı, oraya o da geldi tanıştık. Tanışmadan önce onun için Eğer İstersen adlı bir şarkı yaptım.

ÖZKAN GÜVEN

Kaynak:Star Cumartesi 






KıraçWEB Kulübü Tüm hakları saklıdır.
Yayınlanma:: 2008-09-12 (758 okuma)

Bu Makaleyi ... Ağına Ekleyebilirsin
BlinkList del.icio.us FaceBook Folkd Furl Google Linkarena oneview Webnews Yahoo MyWeb
Kimler var?

Kullanıcı Adı
Şifre

Hesap Açın!
Kayıp Şifre?

64 ziyaretçi, 0 üye, toplam 64 kişi buralarda

Yeniler
Çok okunanlar
   
© 2008 KıraçWEB