Ruşen HAKKI; Masal devam ediyor...


Masal devam ediyor...

Cumhuriyet’ten Hatice Tuncer’in Kıraç’la yaptığı röportajı okurken, çeşitli duygulara kapıldım, çocukların dünyasına gidip geldim, bir kenti sevmenin güzelliğini yaşadım. Halk ezgilerine ayırdığı Garbiyeli albümünde türküleri tek gitarla okuyan Kıraç’ın bir sözü, röportaja başlık olmuş: “Türkü söylüyoruz, demek ki hâlâ masal var...”


Kıraç, halk müziği sevgisinin köklerini anlatırken, çocukluğuna gidivermiş:
“Çocukluğum, Kahramanmaraş’ta geçti. Annem bir ev kadını. Babam öğretmen okulu mezunlarından. Eski öğretmenlerden. Sınıf öğretmeni ama müzikle çok iç içe bir köy çocuğu sonuçta. Bağlama çalabilen, halk müziğine ve halk kültürüne gerçekten gönül vermiş, çok değerli bir insan. Evde sürekli ailece, tek tek türküler söylenir. Babam Türkiye’nin tüm türkülerini bir duyuşta hangi yöreden olduğunu söyleyecek kadar bilir. Hikayelerini çok önemser. Böyle bir ortamda, Maraş’ın yerel güzelliği içerisinde büyüdüm. Masalsı bir çocukluğum oldu diye düşünüyorum. Ya da ben masala çevirdim. Şimdi belki de öyle geliyor bilemiyorum. Şimdiki Maraşlı çocuklar orayı bir masal ülkesi olarak düşünüyorlar mı? Hiç bilmiyorum. Daracık sokakları, eski tip evleri, cumbalı evleri çok meşhurdur. Ben Kahramanmaraş’ı bir masal ülkesi olarak düşünürdüm...”
Kıraç, albüme adını veren Garbiyeli rüzgâarına söylenen Maraş türküsünü anlatırken, yine o masalsı çocukluk dünyasına sefer eyliyor:
“Batı rüzgârı anlamına geliyor. Çok soğuk değil fakat o kadar hafif meltem de değil. Birdenbire sertleşiyor lodos gibi ama o kadar da sert değil. Bu rüzgârın getirdikleri çok önemliydi çocukluğumda. Maraş Ahır Dağları’nın eteklerine kurulmuş. Ceylan Nehri’ne giderdik. İster çimin, ister balık avlayın. Herkes birbirine biraz daha eşitti sanki. Yokluksa herkeste yokluk, varlıksa herkeste varlık. Yalınayak tüm Maraş’ı dolaşırdık. Ayağımıza çivi batsa acıdan değil annemizden yiyeceğimiz azardan dolayı ağlardık. Bir kız çocuğumuz olacak ama şimdi çocuklar o kadar kırılgan ki sokağa bırakamam. Maraş’a giderse bırakırım herhalde...”
“Türkü” diyoruz. Peki, türkü nedir? Kıraç, bu soruyu şöyle yanıtlıyor:
“Türküleri bir müzikçi olarak gördüğümüzde anlayamayız. Türküler müzik olsun diye yapılmış şeyler değildir. Çıldırma, başkaldırıştır. Ölümü göze alarak yakılmıştır...”


* * *
Ömrümüz de bir masal. Yaşarken olduğu gibi, ölümden sonra da masal devam ediyor... Hafta içinde iki değerli arkadaşımızı, dünya iyisi iki insanı yitirdik... Remzi Çakar’ın ölümüyle kapıldığımız üzüntü tazeyken, bu kez Ömer Türkçakal’ın ölüm haberiyle sarsıldık...
İki dostumuzu bütün iyi dileklerimizle uğurladık. Şimdi onlar için de masal devam ediyor. Onları hiç unutmayacağız, çünkü masal unutulmaz. Masal onlarla birlikte hep dilden dile dolaşıp duracak...

 

 

Ruşen HAKKI
Özgür Kocaeli






KıraçWEB Kulübü Tüm hakları saklıdır.
Yayınlanma:: 2009-04-03 (909 okuma)

Bu Makaleyi ... Ağına Ekleyebilirsin
BlinkList del.icio.us FaceBook Folkd Furl Google Linkarena oneview Webnews Yahoo MyWeb
Kimler var?

Kullanıcı Adı
Şifre

Hesap Açın!
Kayıp Şifre?

40 ziyaretçi, 4 üye, toplam 44 kişi buralarda

Yeniler
Çok okunanlar
   
© 2008 KıraçWEB