Yaptığım müzikle modern Türk tınısını yaratmaya çalışıyorum


Kıraç "Deli Düş" albümü ile başladığı müzik yolculuğunun sonunda yüzünü, yaptığı müziğin kökeni Anadolu'ya ve türkülere döndü. Daha önce de albümlerinde ve sahnede türkülere yer veren Kıraç, sadece türkülerden oluşan "Garbiyeli"ni, müziğe bakışını ve kendine koyduğu hedefleri anlatıyor.


Daha önce de türkü söylemiştiniz. Bu albümün farkı ne?
"Garbiyeli"de çok kişisel, deneysel ve içe dönük bir söyleme tarzı var. Zaten albümün konsepti benim türküleri bu şekilde yorumlamam üzerine kuruldu, daha akustik, daha sakin, daha içsel... Aslında yıllardan beridir kendi kendime kaldığımda söylediğim türküler bunlar. Rahat dinlenebilecek bir albüm oldu, önceki söylediklerim daha sert düzenleme olarak.


"Garbiyeli" iki albümlük türkü projenizin ilk basamağı, sıradaki albümde dinleyicileri neler bekliyor?
Şu sıralar o albümün provalarını yapıyoruz. Güçlü bir sound hedefliyoruz, daha hareketli olacak. Yine genel dinleyeciye de hitap edecek bir albüm gelecek.

Türkü konusunda örnek aldığınız, beğendiğiniz isimler var mı?
Ben bu türkü atmosferini babamdan aldım, en çok örnek aldığım isim odur türküler konusunda. Cumhuriyet sonrasına baktığımızda işin biraz daha akademik eğitimini de almış insanların uğraşısının sonucunda oluşan bir yaklaşım var. Ben onu daha çok beğeniyorum. Yakın zamanda kaybettiğimiz Neriman Altındağ Tüfekçi muhteşem bir kadın sesidir. Türküleri muhteşem söyler. Keza yine kocası Nida Tüfekçi. Otantik söyleme tarzını ilk oturtan onlardır, onları beğenirim ama günümüzde pek devamı gelmedi. Yine türküleri algılayış ve onlara saygı duyuş, onlarla beraber erdemli bir insan olma çabası konusunda Ruhi Su'yu beğenirim. Bunlar dışında da 60'lardan sonra Anadolu pop ve rock'ta çalışmalar var. Fikret Kızılok, Moğollar özellikle bu albümün duruşunda etkisi olan isimler.


Anadolu rock'ın bugünkü halini nasıl buluyorsunuz?
"Türkiye'de rock müzik satmaz" denilen dönemde çıktım ben. Benden önce de isimler vardı, doğru sound olarak Haluk Levent var sayabileceğim. Onun dışındaki arkadaşları pek sayamıyorum. Rock müzikle beraber değerlendirdiğimizde diğer rock müzikleri de taşıyan müziktir Anadolu rock... Diğer rock albümlerin satmasına da sebep olmuştur. Bugün rock yine underground bir hale sokulmaya çalışılıyor. Yine böyle bir kimsesizlik, bir uçarılık, 'Amerika'nın arka sokakları' havasına sokulmaya çalışılıyor. Çok fazla emperyalizme maruz kalmış bir ülkeyiz. Asimile olmakla ortak paydada buluşmak arasındaki farkı sezemiyoruz, özellikle de müzikle uğraşan arkadaşlarımız bunları sezemiyor maalesef. Batı sounduyla uğraşan müzisyen arkadaşlarımızın genelde hepsi asimile müzik yapıyorlar, kendilerine özgü bir düşünce ve soundları yok. Öteki taraf; Anadolu rock tarzı baktığımız arkadaşlar genelde "Biraz türkü ezgisi, biraz gitar olsun, bas olsun" mantığıyla bakıyor, burada da düşünce olarak bir kalitesizlik oluşuyor. Dinleyenler kimin samimi yaptığını ayırt ediyor ama o da zaman alıyor ve hepimize pahalıya mal oluyor.


Dizi müzikleri çalışmalarınız nasıl başladı?
Dizileri TMC'nin yapması, benim de dizi müziği yapmayı istememin buluşması ile başladı. TMC görüntüsüyle, senaryosuyla gerçekten kaliteli diziler çekiyor. Aliye ve Binbir Gece'yi yaptık, çok güzel diziler oldu. Son dönemde de Annem ve Sonbahar'ı yaptık. Benim dizi müziği yapmaya başladığım zamana değin, "Dizi olsun, müziği de olsun" mantığı vardı. Süper Baba, Perihan Abla gibi dizilerde de dizi çok sevildiği için müziği de şöhret oluyordu. Müzisyen arkadaşlarımız bu işlerden çok ciddi para kazanmıyorlardı, böyle olunca da en basitinden işler yapılıyordu. Bu yapımcıyı da izleyiciyi de tatmin ediyordu. Ben paraya bakmadan, tamamen kendi tatminim için bu konuya ciddi şekilde eğildim. O ekonomik koşullara rağmen bu piyasa gelişsin diye çok büyük emek verdim. Müziğin ne kadar değerli olduğuyla ilgili herhangi bir sorgulama yoktu. İlk defa ben Zerda ile müziğin önemini hisettirdim. Zerda'da müzik güzel olduğu için insanlar diziyi de izlemeye başladılar.


Evlendiniz, bebek bekliyorsunuz. Özel hayatınızdaki değişimler müziğinize de yansıdı mı?
Aslında çok fazla şey değişmedi. Bir insanı sevdiğinizde kafanızda onunla ilgili bir sürü hayal oluşuyor. Biz şunu yaptık, biz birbirimizi seviyoruz hayatımız devam ediyor. Evlilik kelimesinin, o kağıtların hayatımızı değiştirmesine izin vermedik. Tahminim evlilikle ilgili sorunların korkuların arkasında bu yatıyor. Biz dost ve sırdaş olmayı başardık; çoluk çocuk, aşk, hepsi buna giden bahaneler... İki insan arasında galaksiler kadar mesafe var normalde, bunu azaltmak, yok etmeye çalışmak bence numara...


Albüm kartonetinde kirletme ve kirlenme çağını yaşadığımızdan bahsediyorsunuz, eleştirinizin gittiği adres neresi?
Bunun direk adresi dünyayı yöneten anlayış ve ülkelerdir... İnsanoğlu çok çabuk adapte oluyor her şeye, bu çok güzel gibi durmakla beraber sakıncaları da var. Mesela çocukluğumu hatıtlıyorum, bir mahallede bir telefon vardı, bu yokluktu güzel değildi tabii. Şu an her yerde telefon var ama bir işe yaramıyor, insanları yakınlaştıracağına uzaklaştırmaya başladı teknoloji. Kirlenme ve kirletme nedir? -Sürekli ver, birileri alsın... Şimdi yeni ürünler eskilerinden daha kolay bozuluyor. Her bulduğun şeyi al, onu paraya dönüştür sonra başka bir şey bul, bu değerleri paraya dönüştür. Kirletiyorsunuz ama kendiniz de kirleniyorsunuz, aynaya bir bakıyorsunuz kirli, çirkin bir insan olmuşsunuz...


Son dönemde müzikte beğendiğiniz isimler kimler?
Benim için önemli olan kimlikli olması. Sevmediğim tarz müzik olsa bile onu yapan insan onu severek yapsın, taşısın; birinci planda şöhret değil, o müziği anlatma niyeti olsun, dinliyorum onu. Arabesk mesela yıllarca eleştirilmiştir ama ciddi bir sound'u vardır. Onu yapacaksan da o kalıpların içinde yap. Yapılan çalışmaların çoğu samimiyetsiz geliyor, vardır tabii iyi yapanlar ama gözümüze çarpmıyor. Ben "Bizim kültürümüzün yansımasını görmek istiyorum, bu topraklardan etkilenilmesini tavsiye ediyorum" diyorum ama kimliği olan müzik yapan insan örnek vermek gerekirse ilk başta aklıma Şebnem Ferah geliyor. Üzerinde konuşulabilir, istikrarlı bir tarzı var. Candan Erçetin'de de var bu, sözlerinde bir şarkı sözü ifadesi var, bir müzik ifadesi...


Türkü projesinin ardından ne olacak? Tekrar tarzınızda mı devam edeceksiniz?
Amacım Türk Müziği'nin formlarını iyice belirginleştirmek. Mesela blues dendiğinde, bir kategorisi var, bizde bu tam yok. Dünya müziğinin içinde bizim tınımızı ortaya koymaya çalışıyorum ben. Davul, bas ve elektrik gitar üçlemesinin içine sound biraz daha devasa olsun diye zaman zaman senfonik yapı ve armoniler de düşünüyorum ama temelde bu üçlüyle modern Türk tınısını yaratmaya çalışıyorum. Böyle bir tarz olsun, böyle adı konsun; şu rifflerde yürür, şu riffler bizde önemlidir, şu davul çalınma mantığı bize uyar... "20 sene sonra Kıraç diye bir adam vardı, onun oluşturmak istediği tını bize bayağı bir fikir vermiş" densin istiyorum...

 

Ali Murat Ergül
TTNETMüzik






KıraçWEB Kulübü Tüm hakları saklıdır.
Yayınlanma:: 2009-03-15 (597 okuma)

Bu Makaleyi ... Ağına Ekleyebilirsin
BlinkList del.icio.us FaceBook Folkd Furl Google Linkarena oneview Webnews Yahoo MyWeb
Kimler var?

Kullanıcı Adı
Şifre

Hesap Açın!
Kayıp Şifre?

51 ziyaretçi, 3 üye, toplam 54 kişi buralarda

Yeniler
Çok okunanlar
   
© 2008 KıraçWEB